 |
Kitap Satış |
 |
|
|
 |
Kategoriler |
 |
|
|
 |
Dağıtımcılar |
 |
|
|
 |
Arama |
 |
|
|
|
|
|
Saul A. Kripke'yi yaşayan en önemli düşünürlerden biri yapan iki eserinden biri olan Adlandırma ve Zorunluluk, yayınevimizin çağdaş felsefe serisi içindeki yerini aldı. Özel Adlarla ilgili betimleyici gönderim kuramına karşı kaleme alınmış olan eser, 20. yüzyılın en önemli ve etkili kitaplarından biridir.
|
| |
Yorumlar?
|
|
|
|
| |
|
|
John R. Searle'ün felsefî sisteminin temel unsurlarından birini oluşturan toplumsal gerçeklikle ilgili eseri yayınevimiz tarafından Türkçeye kazandırıldı! En önemli zihin ve dil filozoflarından biri olan John R. SEARLE, bu kitabını önceki yapıtlarının temel felsefi problemleriyle bağlantılandırırken, yaşadığımız bu ortak dünyanın çeşitli parçaları arasındaki ilişkilerin niteliğini sorgulamanın, nihai felsefi amacı olduğunu söylemektedir.
|
| |
Yorumlar?
|
|
|
|
| |
|
|
İnsan bilen canlı, -İbn Sina'nın bu kadim tanıma kazandırdığı açılım ve boyuta göre ise- bilen, bildiğini bilen, bildiğini bildiğini bilen, başka bir anlatımla kendi üzerinde düşünebilen yegâne canlıdır.
|
| |
Yorumlar?
|
|
|
|
| |
|
|
- Bazı okuyucularımız, yaptığımız söyleşilere tebrikle başlamamızı pek tasvip etmiyorlar, daha ilk cümlede yapılan işle ilgili görüşümüzü açık ettiğimizden dem vuruyorlar ama biz yine de girişi tebrikle yapmak istiyoruz. Hem felsefenin üvey evlat muamelesi gören bir dönemine, Ortaçağ felsefesine dikkat çektiğiniz için, hem de İbn Rüşd, İbn Sina gibi çokça referans gösterilen ve fakat birinci elden ulaşmanın pek kolay olmadığı filozofların eserlerini gündeme taşıdığınız için. Felsefe kitabı denince popüler, içi boş kitapların akla geldiği bir ortamda bu cesareti nasıl buldunuz diye soralım mı?
|
|
|
|
| |
|
|
Bilindiği gibi İbn Sînâ, Simâu’t-tabîi (Fizik)
kitabını dört bölümde (makalede) ele almaktadır.
Paralel metin halinde tek bir ciltte yayınlamak büyük bir hacmi gerektireceği için,
iki cilt halinde yayınlamayı uygun gördüğümüz bu kitabın birinci cildinde ‘Doğal Nesnelerin İlke ve Sebepleri’ ve ‘Hareket ve Onunla Birlikte Ele Alınanlar’
başlıklarını taşıyan ilk iki makaleyi yayınlamıştık. Şimdi ise ‘Doğal Nesnelerin Nicelikli Olmaları Yönünden Durumları’ ve ‘Doğal Durumların Arazları ve Birbirleriyle
Bağıntıları ve Bağıntılarına Eklenen Durumlar’ başlıklı son iki makaleyi
de ikinci ciltte yayınlayarak kitabı tamamlamış olduk.
|
| |
Yorumlar?
|
|
|
|
| |
|
|
Felsefe, insanın doğa içinde kendi farkına varma süreciyle paralel giden uzun ve çetrefilli tarihinde, pek çok tanıma konu olmuş, farklı dönemlerde yeni tanımlar ve işlevler kazanmıştır. Bu tanımların en eskisi ve felsefeye adını vermesi bakımından da en meşhuru, insanın evrendeki konumunu, çaresizliğini, yalnızlığını, yetersizliğini, bir anlamda da trajik kaderini dile getirir: hikmeti sevmek. Eski Yunan’da bilgi ve hikmetin tanrılarda bulunduğuna ve hikmete sahip olmanın Tanrılara özgü bir hak olduğuna inanılırdı. İnsan tanrı olmadığına göre onun hikmetle ilişkisi ancak hikmeti sevmek olabilirdi. Dolayısıyla hikmeti sevmek veya philo-sophia, insanın evrendeki konumunu ve yetersizliğini bilmesinin bir ifadesiydi. Başka bir ifadeyle felsefe, insanın göksel ve yersel varlıklar arasındaki konumuna dair bir bilincin ve itirafın dile getirilmesinden hareketle insana kendi hakikat ve mahiyetini bazen doğrudan bazen dolaylı öğreten meşakkatli ve uzun bir sürecin adıydı.
|
| |
Yorumlar?
|
|
|
|
| |
| | | |